24 Mart 2008 Pazartesi

MARTILARIN HİKAYESİ


Bundan yüzyillar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış. Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses dünyalar güzeli bir kızmış. Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak için saray muhafızları ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve gözlerini kapatır, ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalanmakmış. Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir bir köylü delikanlı herşeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle göz göze gelmişler? O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla tutulmuş. Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş ve günlerce uyuyamamış. Fakir delikanlı ölümü bile göze almak pahasına, prensesi bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel prenses de onu tutulmuş onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış. Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.
Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan delikanli ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını anlatmış. Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş. Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş? Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış? Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını anlamış ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar? Zamanla prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta ki? Bir sabah sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine
ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii korkulduğu gibi olmamış? Martıların bile aracı olduğu İki gencin arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış ve ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş. Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu götürmek için bekleyen martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu söylemiş. Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar hep birlikte mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar? Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış? Biraz ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarmış?
Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da onun için yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda kendisini fenerden kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Olanlardan habersiz kralın gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar?
İşte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup, o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar.

DÖRT MEVSİM MASALI

Bir zamanlar Toprak Ana, evinde yalnız yaşıyormuş. Yalnız yaşamak zormuş, bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Bir gün kalkmış, gök kralına misafirliğe gitmiş. Sarayın kapısına varınca, gürültüler, patırtılar duymuş. Kapıdaki nöbetçiye, “bunların ne olduğunu” sormuş.

Nöbetçi:
― Ne olacak, demiş. Mevsim kardeşlerin gürültüsü. İkisi kız, ikisi oğlan dört yaramaz çocuk var. Kavga edip duruyorlar.

Toprak Ana :
― Onları bana gönderin, demiş. Ben yalnızım, biraz da benimle otursunlar.

Nöbetçi Toprak Ananın isteğini krala söylemiş. Kral da “Peki” demiş. Toprak Ana bunun üzerine evine dönmüş, mevsim kardeşleri beklemeye başlamış.

Önce en küçük kardeş gelmiş. Pembe, beyaz saçlı, güzel bir çocukmuş. Toprak Anaya :
― Benim adım İlkbahar, demiş. Size ufak bir armağan getirdim.

İlkbahar, çantasını açmış, çantasından tomurcuklanmış dallar, renk renk çiçek demetleri, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar çıkarmış.


Çok geçmeden ikinci kardeş gelmiş. Tombul, kırmızı yanaklı bir kızmış. Adı da Yaz’mış. Kardeşine :

― Haydi çekil bakalım, bak, ben geldim, demiş. Sonra po da çantasından çilek, kiraz, şeftali, erik gibi meyveler çıkarmış, bunları Toprak Anaya sunmuş.

Derken üçüncü kardeş gelmiş. Sarı sapsarı bir çocukmuş. Toprak Ana’ya :
― Ben sonbaharım demiş. Yalnızlığı, sessizliği çok severim, demiş. Sonra da kuşları kovmuş, her yeri sarıya boyamış. Ortalığa bir sessizlik çökmüş.
-Dördüncü kardeş gelmiş. Çiçekleri, meyveleri dağıtmış, cebinden beyaz bir su çıkarmış, bu suyla her yeri beyaza boyamış. Bir yandan da : Benim adım kış, benim adım kış diye bağırıyormuş.

Dört kardeş de Toprak Ananın evinden gitmek istememiş. Kavgaya tutuşmuşlar. Ortalık alt üst olmuş. Toprak Ana kızmış :

― Beni dinleyin, demiş. Ya sırayla gelin, evimde üçer ay misafir kalın, ya da çekilip gidin. Hepinizi birlikte istemiyorum.

― Bunun üzerine mevsim kardeşler düşünmüşler. Aralarında anlaşıp Toprak Anaya, “peki” demişler. İşte o günden beri sırayla geliyor, Toprak Anada üçer ay misafir kalıyorlar.


21 Mart 2008 Cuma

PRATİK BİLGİLER

*Gömlek yakalarındaki kirleri gidermek için, gömleği makineye atmadan önce yaka kısmına sabun sürüp 15 dakika bekletin.
*Tutkal lekelerini çıkarmak için, sirke ile ıslatıp, bol su ile durulanmalıdır.
*Ellerdeki soğan ve sarımsak kokularını giderebilmek için yapılacak en iyi şey, haşlanmış patatesle ovmaktır.
*Bir yerdeki sigara dumanını yok etmek için hemen mum yakın.
*Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin
*Pişirdiğiniz kek kalıbından çıkmıyor ise, kabın altına ıslak bir bez yayarak biraz bekletin
*Konserve açıldıktan sonra cam kavanozda saklanırsa daha dayanıklı olur.
*Kullandığınız salçaların bozulmamasını istiyorsanız üzerini düzleyerek biraz zeytin yağı ilave ederek uzun süre saklayabilirsiniz.,
*Pirinç ve bakliyatların saklanması için cam kavanozları tercih edin.
*Çamaşırdaki pas lekesi için lekenin üzerine limon damlatılıp ütülenir.
*Yemeğinizin tuzunu fazla kaçırınca tencereye birkaç parça çiğ patates atın, fazla tuzu çekecektir. *Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.
*Eğer örtünüze meyve suyu dökülürse hemen tuz serpin ilk yıkamada çıkacaktır.
*Halının rengini canlandırmak için en son suyuna sirke konur.
*Çizik zeytin yağ ve limonla servis esilirse daha lezzetli olur.
*Sütü ocağa koymadan tencere soğuk suyla çalkalanırsa süt kaynarken dibine yapışmaz.
*Elbiselerin fermuarları yıkarken bozuluyorsa makineye atmadan önce kapatılır.
*Kapılarınız veya çekmeceleriniz bir müddet sonra itsenizde çeksenizde kapanmaları zorlaşır. Kapınızın, çekmecenizin sürten kısmına vazelin sürün.
*Arı, sivri sinek sokmalarına karşı: Kesme şekeri hafif ıslatın sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehir’i alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.
*Çiçekleriniz için, haşladığınız yumurtanın suyunu saksıya dökün.
*Gülleriniz boyunlarını bükerse, ilk önce sıcak suya sonra soğuk suya batırın.
*Sigara küllerini saksınıza koyarsanız yapraklardaki kurt böcek vs. yok edersiniz.
*Elinize uhu yapıştırıcı bulaşırsa, asetonla silin
*Boya kokusunu gidermek için iki büyük baş soğanı soyup ikiye bölün suyun içine atın bunu da kokulu odaya koyun.
*Cam kırıklarını temizlersiniz fakat kıymıkları göremezsiniz bunu da temizlemek için ıslak pamuk imdadınıza yetişir.
*Kesik limonu nasıl saklarsınız: Küçük bir tabağa toz şeker serpin, kesik tarafı şekerin üzerine gelecek şekilde koyun iki hafta limon kurumadan saklanır.
*Soyulmuş patateslerin kararmadan saklanabilmesi için: Saklanacak kabın içine su, bir tutam tuz koyun. Buzdolabında saklayın gerektiği zaman suyla yıkayıp kullanın.
*Pastaların daha gevrek olması için: (tatlı*tuzlu farketmez): Hamurun içine bir çay kaşığı tuz atın.
*Soğanları kızartmadan üzerlerine biraz un serperseniz, kavururken kararmazlar.
*Börek üzerinin kızarması için üzerine yumurta sürülür, evde yumurta kalmamışsa, biraz yoğurdu bir yemekkaşığı yağla karıştırıp sürün, güzel bir renk olduğunu göreceksiniz.
*Reçel yapacağınız meyvaları iyice yıkayıp kurulamalısınız. Karıştırırken mutlaka tahta kaşık kullanmalısınız. Şekerlenmeyi önlemek için limon tozu yerine, limon suyu kullanın. Kavanozlara koyduğunuzda iyice soğumadan ve üzerindeki hava kabarcıklarını kağıt havlu ile almadan kavonozun ağzını kapatmayın. Reçellerinizi serin ve karanlık yerde saklayın.
*Çikolata sosu hazırlarken içine koyacağınız bir tutam tuz, çikolata sosunun kokusunu daha da belirgin kılar. Çikolata sosun içine biraz kahve eklediğinizde, tadının çok değişik olduğunu göreceksiniz.
*Katı haşlanan yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutun ve bir süre soğuk suda bekletin. Su kabuğun gözeneklerinden girerek soymayı kolaylaştırır.
*Mutfağınıza sinmiş kızartma kokusunu yok etmek için ızgaranın üzerine defne yaprağı, ada çayı yaprağı ve kekik yaprağı koyun.
*Sosislerin patlamasını önlemek için fırın ya da ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanız yeterli olacaktır.
Kaynak : http://www.evdekiler.com/

HANGİ MEYVE NEYE İYİ GELİR

Reçetelerini “Meyve ve Sebzelerin Gizli Güçleri” adlı kitapta toplayan Jay Kordich’in hastalıklar için önerdiği karışımlardan bazıları:
* İncir: Bağırsakları çalıştırır, enerji verir. Cinsel güce yardımcıdır.
* Elma: Böbeklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder.
* Kayısı: Kan yapıcıdır. Güzel bir cilt ve saça olumlu etkisi vardır. Kanserin önlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır.
* Muz: Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa ve ishale birebirdir.
* Vişne: Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir.
* Greyfurt: Sindirimi uyarır. Diş etlerinin kanamasını azaltır, soğuk algınlığına iyi gelir. Lifleriyle yenirse, kolesterolü düşürür.
* Portakal: Soğuk algınlığı, grip, incinme, kalp hastalığı ve felçten korunmaya yardım eder.
* Mandalina: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır.
* Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizler. Siyah üzüm kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir.
* Kavun: Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu’nca tavsiye edilmiştir.
* Karpuz: Kabuğundaki çinko iktidarsızlığa iyi gelir. Böbreği temizler.
* Kiraz: Kolesterolü düşürür, özellikle sapları idrar söktürücüdür.
* Armut: Kalp - damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır.
* Çilek: Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.
* Sivribiber: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve cilde çok iyi gelir.
* Brokoli: Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır.
* Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı bir cilt verir, erkeğin cinsel gücünü artırır.
* Havuç: Enerji verir. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder.
* Salatalık: Kasları gençleştirir. Deri hücrelerine elastikiyet verir.
* Sarmısak: Tansiyonu düşürür, kan pıhtılaşmasını azaltır. Bazı mide kanserlerini önlediği ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır.
* Ispanak: Karaciğeri, lenf bezlerini ve kan dolaşımını uyarır.

BAŞ AĞRISINA KARŞI ELMA İLE KEREVİZ
* Uykusuzluk: Havuç ve kereviz sapının suyunu karıştırın.
* Sakinleştirici: Havuç ve lahana suyunu karıştırın.
* Sindirimi kolaylaştırıcı: Karnabahar, havuç ve maydanoz suyu.
* Yorgunluk: Tek başına havuç ya da elma, kereviz ve maydanozdan herhangi biriyle birlikte sıkılmış meyve suyu.
* Grip: Bir bardak kızılcık suyu ya da elma + kızılcık, elma + üzüm + ananas suyu.
* İktidarsızlık: Lahana, brokoli, kıvırcık yapraklı lahana suyu.
* Sigara dumanı: Kereviz ya da çilek suyu.
* Ezilme, çürüme: Portakal suyundaki bioflavonoid kan damarını ve kılcal damarları güçlendirir. Ezik ve çürükler daha çabuk iyileşir.
* Kabızlık: Patates + havuç + elma + maydanoz suyu iyi bir tercihtir. En çok işe yarayan meyve suyu ise elma + armuttur.
* Ağrıyan kemikler: Havuç, lahana ve maydanoz karışımının suyu.
* Mide asidi: Havuç + salatalık + pancar suyu ya da havuç + lahana + kereviz suyu mideyi yatıştırmaya yardım eder.
* Hemoroid: İçinde özellikle patates bulunan içecekler öneriliyor. Patates + havuç + elma + maydanoz suyu ya da patates + elma + armut suyu.
* Boğaz ağrıları: Turp + limon.
* Mide ülseri: Lahana ya da patates suyu.
* Baş ağrısı: Elmayla birlikte karıştırılan kereviz suyu.

SUYA SABUNA DOKUNUN


Eller, vücuttaki en önemli mikrop taşıyıcısı niteliğini taşır. Hastalık yapan mikroorganizmalar, eller aracılığıyla hızla bulaşıp çoğalabiliyor. Tifo, kolera, dizanteri ve sindirim yolu rahatsızlıkları gibi bulaşıcı hastalıklardan korunmanın birinci şartının el temizliği olduğunu ifade eden uzmanlar, normal bir temizlik için su ve sabunun yeterli olacağını dile getiriyor. Sabun mikropların tutunmasını önleyip, hastalık yapıcı mikroorganizmaların suyla akıp gitmesini sağlıyor. Uzmanlar, ellerin günde en az 5 kez yıkanmasını öneriyor.
(Sabah gazetesinden alınmıştır.)

PRATİK POĞAÇA


Adı üstünde çok pratik bir poğaça. Ben pazar kahvaltılarında bunu yapmayı seviyorum.
Malzemeler
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı yoğurt
Kaşar peyniri yada beyaz peynir
Kabartma tozu
çörek otu yada susam
1 yumurta (sarısı üstüne akı içine)
1 fiske tuz
1 fiske şeker
Ve yeterince un.
Önce sıvıyağ yoğurt ve kabartma tozu arkasından un eklenir. Tuz / şeker katılır ve yumuşak bir hamur elde edilir. içine peynir konup, şekil verilir çörek otu ve yumurta sürülür. Yağlanmış tepsiye yerleştirilir. önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirilir. (ortalama 20 dakika da 170 derecede pişiyor bende)

ÜZÜMLÜ KEK

Bu kek tarifi w w w.keyiflimutfağım.com adresinden alınmıştır. Tuğbacığım bu güzel tarif için sana burdan teşekkür etmeden duramayacağım. Paylaşımın için çok teşekkür ederim.
Malzemeler:
* 5 yumurta
* 1 su bardağı şeker
* 1 su bardağı sıvı yağ
* 2 su bardağı un
* 1 paket Vanilya
* 1 paket Kabartma tozu
* 1 limon kabuğu rendesi
* 1 su bardağı üzüm (ben üzüm koymak istedim, arzuya göre damla çikolata, fındık, ceviz,havuç rendesi vs. konulabilir. Üzümler dibe çökmesin diye arzu edersiniz sizde benim gibi önce unlayın sonra kek hamuruna ekleyin.)
Yapılışı:
. 5 yumurta ve 1 su bardağı şekeri köpük kıvamına gelene kadar mikserle çırpıyoruz.
. 1 su bardağı sıvı yağı ilave edip, çırpıyoruz.
. 1 limon kabuğu rendesini ilave edip,2 su bardağı un, vanilya ve kabartma tozunu eleyerek karışıma ekliyoruz.
. 1 su bardağı üzümü ilave edip tahta kaşıkla karıştırıyoruz.
. Margarinle iyice yağladığımız kek kalıbına döküp önceden ısıttığımız 150 derece fırında 40 dakika pişiriyoruz.
. Çıkardıktan 2 dakika sonra kalıbı ters çevirip keki servis tabağına alıyoruz.